29 Eylül 2008 Pazartesi

şenlikli kurabiye

Malzemeler:


1 yumurta
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket margarin
1 paket vanilin
1/2 paket kabartma tozu
isteğe göre bu karışıma kakao, ceviz,
tarçın, limon kabuğu rendesi, çikolata.vb
eklenebilir.

Yapılışı:
hepsini bir güzel yoğuruyoruz.
yumuşacık (kulak memesi yumuşaklığında) olmalı. bu kıvama gelen hamuru hava almayacağı bir şekilde paketleyip buzdolabında yarım saat dinlendiriyoruz.
sonrası malum...
sıcak fırında (200 derece) 15-20 dakika...
afiyet olsun...










Devamını okuyun...>>

17 Eylül 2008 Çarşamba

dada ölmedi, kalbimizde yaşıyor !

Bizim için birer HİÇSİNİZ !
Tanrılarınız gibi: HİÇ !
Bürokratlarınız, yöneticileriniz gibi :HİÇ !
Ressamlarınız, şairileriniz gibi: HİÇ !
Bana saldınp, dişlerimi sökseniz de suratınıza aptal öküzler olduğunuzu haykıracağım..."
Dada
Devamını okuyun...>>

16 Eylül 2008 Salı

size biraz kendimden bahsedeyim...

Önceki hayatımda bir kediymişim. Kısa bacaklı, yer yer kınalı tüylü, ufak yüzlü bir sokak kedisi… her kedi gibi boğazıma pek düşkünmüşüm. Şehrin dört bir tarafından enfes yemek kokuları yükseliyormuş, tabii ben onları yiyemiyormuşum ve bu duruma fena içerliyormuşum.

Yine bu duruma içerlediğim bir gün, yemek aramak için bir çöp yığınının içine girmişim. Bu çöp yığının arasında burnuma bir süt kokusu gelivermiş. Kokunun geldiği yeri başlamışım eşelemeye. Eşeleye eşeleye en sonunda bakırdan antika bir süt testisi bulmuşum. Dibinde kalan süt birikintisini yalamaya başlamışım. Testinin içinde ki son süt damlacıklarını da iyice yalayayım derken, bir gölge hissetmişim tepemde. Kafamı kaldırıp bir bakmışım ki elinde sihirli değneğiyle mavi-mor bir cin bana bakıyor! Hemen diken diken yapıp tüylerimi, tıssslayıvermişim cine. Hikayenin bundan sonrası tanıdık. Cin demiş ki, “dile benden ne dilersen”, kedi demiş ki “ben bu güzel yemeklerden yemek istiyorum”. Cin demiş, “sen bir kedisin! onlardan yiyemezsin!”. Kedi de demiş ki “o zaman beni insan yap, böylece hem pişirebilirim hem yiyebilirim :)”. Cin demiş ki, “hayırlısı neyse, o olsun be kanka”.

OzA



Devamını okuyun...>>

06 Eylül 2008 Cumartesi

uçurum...

Bir ağaç sürüsünün üstünden
Çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden
Kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş
Votka bardağımın içine
Benim olmayan bir sevinç duyuyorum.

Kesiyorum durduğumuz yeri ortasından
Ey görünüş! seni bir yerinden hiç anlamıyorum
Dibimde değil ayaklarımın, damarlarında
Derinliğini orda tutan, orda harcayan
Uçsuz bucaksız bir uçurum.

Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla.

Kalbim, sersemliğim benim..
Edip Cansever

Devamını okuyun...>>

Cennet....


Devamını okuyun...>>

Kaya Köy'ün incir ağacı....


Devamını okuyun...>>